Yağmurun güzelliği tümüyle gökten indi. Koşar adım minibüs caddesi üzerindeki kahveciye sığındım. içerisi benim gibi ıslananlar ile doluydu. Dar bir alandı burası ve herkes vardı. Ders çalışan, sınav saatini bekleyen, yaşlı-genç, yabancılar, edebiyat düşkünleri, kediler... En dipte köşedeki dört kişilik masada sırtı dönük bir kadın oturuyor ve masadaki üç sandalye ise boştu. Sandalyelerin hizalarında, masa üzerine bırakılmış eşyalar vardı. Muhtemelen sınav için arkadaşlarını bekliyor diye düşündüm. Bir cesaret adımımı atıp haifçe eğildim ve boş ise oturabilir miyim? diye sordum. sadece şuna oturabilirsiniz dedi. O sırada yağmur metrekareyi taşkın yapacak kadar hızlandı. Derken yaşlı bir kadın diğer sandalye için oturabilir miyim? diye sordu. Biraz zaman sonra biri daha masaya oturdu. "Masa Da Masaymış Ha" şiirinin çıkrık sesi gerçekleşmişti.
Hastane Beklentisi