Yaz veda ediyor. Şimdi bu zamanın en güzeli serin ve usulca esen tatlı rüzgar. Balkonda oturuyorum. Demli çayım, kedim baliko, kitabımı okuyorum. Yüksek seste Nikolay Rimski Korsakov'ın Şehrazad süitini dinliyorum. Annem kısık sesle dinle diyor bana şeftali ağacının altından. Karışma anne bu böyle dinlenir diyorum. Baban da olsaydı böyle derdi diye mırıldanır. Sağ elim kedinin kursağını gıdıklıyor, gözleri kısık bana bakıyor. Ne çok seviyor bu aktiviteyi. Her akşam böyle olsa ve beni sevse diye yalvarıyor. Öbür elim rüzgarda karışmasın diye kitabın sayfasını tutuyor. Kitap mürebbiye, hüseyin rahmi gürpınar'ın. Güzel anjel'i tanıtıyor: "Ham seftali kadifesini andıran biraz çıkıntılı yanakların en yüksek noktalarryla o top çenenin merkezindeki çukur arası birer birer hayali çizgiyle birleştirilse ortaya çikacak hayali eşkenar üçgenin içinde bakışlar çıldirmış gibi dolaşarak adeta bir arzu âlemini seyreder. ille o gözler.. ille o gözler.... Uzun kirpiklerle çevrili açık kestane rengindeki gözlerini istediği vakit o kadar süzer, o kadar yayıltır ki bu gönül avcısı bakışa hedef olup da kendinden geçme derecesinde bir şeyler hissetmemek mümkün olmaz."
Şehrazad
Çok sıcak günün ardından.