styxsfenks

Anımsama Durakları

Sayın Anımsama Durakları,

Sinirlenip çıktım evden. Yürümeye koyuldum. Evden her sinirlenip çıktığım vakit aklıma Sait Faik'in "Hişt, Hişt" hikayesi gelir. Ben de mırıldanıyorum, tıraş bıçağına sinirleniyorum. Sanırım. Hava daha önce hiç bu kadar hissetmediğim kadar soğuk. En son şehrin kuzeyinde hissettim, gözlerimin donduğunu. Neyse. Gözüm köşedeki eczaneye kesiliyor. Biri var biliyorum. Bir gün merhaba diyecek. Yürüyorum. Kaldırımın üstüne serilmiş malzemeler yolumu kesiyor. Yolun kenarına geçeyim dedim. Yıllardır konuşmadığım pragmatist bir arkadaşıma denk geldim. Beni görmesin diye beremi indirdim, araçların arasından süzüldüm. Neşeli olan günlerimizi anımsıyorum. Az ileride tekir bir kedinin kuyumcu dükkânına sığınma çabasını görüyorum. Bu küçük kare bana kaybolan kedimiz hatırlattı. Birkaç kedi besleyen, bölgeci bir erkek kedinin habitatında olur ve gelir diyor. Umarım öyledir ve iyidir. Duruyorum. Onun kedilere mama verdiğini anımsıyorum. Biraz sonra köprüyü geçiyorum, soba dumanları azalıyor. Soğuk. Trafiğin kirli sesini duymamak için ara sokaklardan aylak aylak Kardelen Parkı'na doğru çıkıyorum. Burada birini öpmüştüm. Aniden gelişen bir buse. Yıldızların içerisinde bir zerre diyelim. Durup anımsıyorum ve sonra yoluma devam ediyorum. Çöplerin kenarına eşyalar bırakılmış. Sanki biri kendisine hediye verilen eşyaları çöpe atmış diye düşünüyorum. Bu görüntü, kendisine küsmüş ve eşyadan haset duyan insanlara özgüdür diyorum. Böyle insanlar vardır. Ben bir tane tanıyorum. Yine anımsıyorum. İlerliyorum, caddeye çıkıyorum. İki kadın kol kola yürüyorlar. Biri diğerinden az biraz uzun. Ötekinin saçları bukleli. Bana bakıyorlar ve kıkırdıyorlar sanırım. Anımsıyorum. Tanımasınlar diye ben de tanımamazlıktan gelip, devam ediyorum. Sevdiğim parkın önüne gelip bekliyorum. Yılın bu zamanları tıpkı Van Gogh’un Badem Ağacı'na benzeyen o ağaca denk geliyorum. Hep aynı güzelliği, her mevsim bu zaman yapar. Arkasında mor rengine boyanmış bir duvar sarmış, tepesindeki sokak lambası sarı tonundaki ışıklarını gövdesine bulaştırmış yine.


Yolumu değiştirmek istiyorum ama bırakmıyor beni. Bir defasında yürümek istemediği bu yolda, birlikte izlediğimiz ağaca dalıyor. Anımsıyorum tekrar. O sırada yanımdan bir çift geçiyor. Biri Cevat Şakir'i anlatıyor ötekine. Kulak misafiri oldum. Anımsıyorum. Değirmenlerin yanına doğru çıkmıştık. O bana baktı. Ben uzaktan ona baktım. Bukle saçı yüzünü kapatmış, kenti var eden şairin rüzgarına dalmıştı. Onunla nereleri gezmedik ki... Artık ayrılıyoruz. Kim bilebilir? Bana mavisiyle baktı ve Cevat Şakir'i anlattı.

Anımsadım.